SUCUKLU KAŞARLI SATILAN KANTİN TOSTU

O “sucuklu kaşarlı” diye sattıkları tostu bırak.

Hani evde bir türlü aynı lezzeti yakalayamadığın.

Biraz bana vakit ayır.

Tekrar ısıtılabilir,

Üzerine biraz ketçap sıkarsın.

Eskisinden bile lezzetli olur.

Geçenlerde bir yurtta misafir kaldım.

Gençler kantinde toplanmıştı.

Maç izleyip atıştırıyorlardı.

Ortam harikaydı ama onlar farkında değildi.

Gençlik… Aralarındaki muhabbet çok güzeldi.

Ben de hemen aralarına katıldım.

İnsan biraz deneyim sahibi olduğunda,

gençlerin ne kadar basit yerlerde patinaj çektiğini görüyor, hemen iteklemek istiyor.

Henüz gençsen

ya da her gün yeniden başlama hakkın olduğunu bilen biriysen,

mutlaka burada yazılanlara kulak ver.

Gençliğin Gizli Sermayesi

Gençken vücut o kadar güçlüdür ki;

düzenin olmasa da,

gece geç yatsan da,

aç kalsan da,

tıka basa zararlı şeyler yesen de

sistem bir şekilde durmaz, çalışır.

Bu seni, belki, biraz yavaşlatır, o kadar.

Yarım saat sonra hafif bir uyku bastırır;

ya derste uyuklarsın

ya da bir kahveyle uykuyu ertelersin.

Aslında hiçbir şey kaybetmiyormuşsun gibi gelir, değil mi?

Aksine, büyük bir fırsatı kaçırıyorsun.

Gençlikteki o kuvvet,

aslında gençlik hatalarını

ve hayattaki deneme-yanılmaları az hasarla atlatabilmemiz için

bize verilmiş bir avanstır.

Asla hunharca harcanacak bir sermaye değildir.

İnsanın gençlik dönemlerinden sonra yaşayacağı uzun bir hayat var.

Ancak o hayatı kaliteli hale getirmek için alışkanlıklar edinmek gerek.

Alışkanlık oluşturmak o kadar derin bir konu ki…

Sadece yeme alışkanlığının önemine değineceğim.

Yemek yemek, adeta bir arabaya yakıt koymak gibidir.

Kötü yakıt ucuzdur, caziptir.

Ama sonunda motoru indirtir.

Kaliteli yakıt ise biraz pahalıdır.

Ama sizi ileride birkaç araba parasından kurtarır.

O kaliteli yakıtla çalışan arabayla bir ömür boyu gidersin.

Bedeli, sadece ödeyeceğiniz birkaç lira fazlasıdır.

Size beslenmenin detaylarından bahsetmeyeceğim.

Sadece yeme alışkanlığının bir davranış biçimi,

bir kültür olduğunu vurgulamak istiyorum.

Bu kültürü doğru kurduğunuzda,

hayatınız baştan aşağı değişir.

İnsanın yediklerinden oluşur.

İçeriye ne girerse, içeride o birikir ve dışarıya da o çıkar.

İnsan vücudunda yaşamsal faaliyetler için gerekli olan yaklaşık 60 farklı element yer alıyor.

Bir elementin eksikliği ya da fazlalığı,

sistemdeki bir sürü zincirleme reaksiyonu değiştirir.

İnsanda öyle eşsiz, öyle karmaşık bir sistem var ki,

bunu anlamak için yüzyıllardır çalışıyoruz.

Hâlâ bilinmezlerle dolu.

Bir hücreden daha küçük olan koronavirüsü anlamak için bütün dünya bir araya geldik.

Ama tam anlamıyla çözemedik.

Üstelik virüs, hücreden çok daha basit bir yapıdır.

İçeriğini ve çalışma mekanizmasını tam olarak bilmediğin,

dünyadaki tüm servetlerden daha pahalı olan,

hatta masada hayatının olduğu bu muazzam arabaya

sırf ucuz diye kötü bir yakıt koyar mısın?

Yeni Bir Kültür, Yeni Bir Sen

Doğru alışkanlıklar oluşturarak iyi besleneceğiz.

“Diyet” denildiğinde aklımıza hep tatsız otlar,

kibrit kutusu büyüklüğünde peynirler

ve sıkıntılı süreçler gelir.

Aslında diyet, kelime anlamıyla “yeme kültürü” demektir.

Sürdürülebilir bir diyeti olmalı;

yediğin şeylerin bir alışkanlığı…

Demek istediğim şey “onu ye, bunu yasakla” yaklaşımı değil.

İşin sırrı, bu konuya gerçekten hak ettiği önemi vermeye başlamaktadır.

Sana hem yemekten keyif alarak,

hem doyarak, hem de güçlenerek

nefis bir beslenme düzeni oluşturabileceğini söylesem?

Her şeyin daha iyisi ve bir de en iyisi var.

Bulmaya kendinden başla.

Yediklerini kaydet,

Sonrasında nasıl hissettiğini yaz,

Hissettiklerini araştır; bilenlere sor,

Yemeye devam et ya da bırak.

“Daha iyi bir sen” olmak için başlamaya ne dersin?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner