Sırtında çantası, ana yolun kenarında dershaneden eve doğru yürüyordu. Güneş henüz batmıştı, oturduğu apartmanın kapısına geldi. Kapıyı annesi açtı. Kapıyı açar açmaz, tam zamanında geldin yemek şimdi hazır oldu dedi. Annesinin üzerinde hala dışarıda giydiği kıyafeti vardı. Onu değiştirmeye fırsatı olmamıştı. Daha Serhat içeri girmeden annesi hızlıca mutfağa girmişti bile. Bütün gün dershanede yalnızca kahvaltı ile durduğundan karnı acıkmıştı. Kokuyu içine çekip iştahını biraz daha kabarttı.

İçeri geçince ellerini yıkamak için lavaboya yöneldi. Sonra tüm iştahı ile masaya oturup annesi ile yemeğini yedi.
Babası birkaç yıl önce vefat ettiğinden annesi ile yalnız yaşıyordu. Annesinin emeklilik yaşının gelmesine rağmen çalışması onu üzüyordu. Bu yıl üniversiteyi kazanması annesine karşı yapacağı bir vefaymış gibi düşünüyordu.
Geçen yıl bu işi pek ciddiye almadığından sınavdan istediği sonucu alamamıştı. Ancak nerede ne yanlış yaptığını biliyordu. Bu nedenle bu yıl tamda o yanlış yaptıklarına odaklanıyordu.
Çok uzun zamandır bilardo oynuyordu. Bu işte yetenekli bile sayılabilirdi. Arkadaşları ile turnuvalar düzenliyor, birçoğunda ya galip geliyor ya da ikinci oluyordu. Kendisine ait bir isteka denilen bilardo sopası bile vardı. Oyun bittiğinde onu özenle vida yerinden ayırarak ikiye bölüp kılıfına yerleştiriyordu. Onun için varsa yoksa dünya o üç toptan ibaretti. Üç topu birbirine değdirmeye çok fazla vakit harcamıştı. Oyun oynamadığı zamanlarda bile gözünün önüne farklı pozisyonlar getirip ona göre hayali çözümler buluyordu. Bunun bir geometri olduğunu arkadaşlarına anlatırken buluyordu kendini. Çoğu zaman rüyalarında o gün kaçırdığı pozisyonu sayı yapıyordu. Odasının duvarında ülkenin en önemli bilardo oyuncusunun posteri bile vardı. Papyonlu ve yeleği ile tam motive vuruş yaparken çekilmiş bir poz…

Bu yıl tüm bunlardan uzaklaşması gerektiğinin farkındaydı.
Sakınma, zıttında faydaya yönelik hamle ile olur.
Bu yıl başlamadan istekasını annesine emanet etmişti. Hatta onu kendisinin bile bulamayacağı bir yere saklamasını söyledi. Annesinin nereye saklayacağını tahmin ettiğinden “bak yün döşeklerin arasına saklama, ahşabı kırılabilir” bile demişti.
Annesi ile yemekten kalktı. Her zaman çay içtiği büyük kupasına çay doldurup çalışmak için salona girdi.
Kendi odasında ders çalışmayı daha önce denemişti. Ancak dikkat dağıtacak çok fazla obje olduğundan bundan vazgeçmişti. Hatta bir keresinde kendisini duvarda asılı hedef tahtasına ok atarken bulmuştu. Tüm gece ok atıp nasıl olup da çalışmadığını gece saat on iki olunca idrak edebilmişti. Bu nedenle çalışma masasını kullanılmayan salonda duvar kenarına çekmişti. Burası ders çalışmak için yeterince sıkıcıydı.
Her gün saat sekizde salona girip on bir de çıkıyordu. O gün de saat tam sekiz olmuştu salona girdiğinde. Bugün matematik günüydü. Siyah kaplı kitabın kapağını açtı. Kitabın kendine has kokusu geldi burnuna. Bu kokuyu oldu olası hep severdi. Her ay başı aldığı gençlik dergisini poşetinden hızlıca çıkarıp hevesle okumaya başladığında aynı kokuyu alırdı. Yine onu anımsadı. Ama bu sefer okuduğu kitabın kendisinden bir beklentisi vardı. Kocaman kupasından çayını yudumlayıp hızlıca soruları çözmeye başladı. Daha yarım saat olmuştu ki telefonu titredi.
Arkadaşı Ekrem bir fotoğraf göndermişti. Fotoğrafa tıklayınca bunun bir afiş olduğunu gördü. Hafta sonu yapılacak bir turnuvanın afişiydi. Turnuvada neler yapabileceği aklına geldi. Ödülün ne olduğu pek umurunda değildi. Onun için önemli olan bu alanda kendisini ispatlıyor olabilmekti. Beş dakikadır ayakta durmuş afişte bulunan katılım şartlarını inceliyordu. Başvuru için ne gerekiyor, kendisini katılmak için uyumlu mu diye düşünürken içeriye annesi girdi.

Elindeki tepside bir başka kupada çay ve henüz pişmiş iki dilim kek vardı. Annesi işten geldiğinden beri henüz mutfaktan çıkamamıştı. Yemek sonrası sofrayı kaldırmış bir yandan da kek çırpıp fırına koymuştu. Serhat annesinin hala işten geldiği kıyafet ile olduğunu gördü. Ama annesinin yüzünde yorgun olmasına rağmen sıcak bir gülümseme vardı. Tepsiyi masasına bırakırken telefonda neye baktığını sordu. Serhat annesinin kıyafetine bir kez daha baktı. Dudaklarından sadece belli belirsiz cümle döküldü.
Anne bu telefonu da bilardo sopamın yanına koy olur mu?
“KENDİNE KARŞI KAZANMAK” için 12 yanıt
-
Güzel bir makale olmuş. İnsanoğlu istediği hedefe yönelik sebebler oluştırması onun başarısını artır. Bir süreligine de olsa beni yolundan eden engel olan davranışlardan uzaklaşmam lazım. Bunda da bana yardımcı olacak benim lehime otorite olmasıda güzel bir şey. Anne-baba gibi
-
Hayatın içinden bir örnek olmuş. İnsanoğlu hedef belirlerse, nelerden vazgeçebilire çok iyi bir örnek. Emeğinize sağlık …
-
Eğer niyet kesin ise vazgeçişler kolaylaşır. Vazgeçmeler olmaz ise büyük hayaller gerçek olmaz.
-
Gerçekten bize zor gelen hoşumuza giden şeyleri bırakabilmek. Zor olan bize kuvvet sağlıyor ve haz olanda bizi zayıflatıyor ise amacı kuvvetlenmek olan insan neden kolayca hazza yöneliyor ? Ben sorunun cevabını sakınarak bulabildim usta olmak için çabalıyoruz. Bunun için de zor olanı kolaylaştıran sistemleri öğreniyorum.
-
Sakınmadan başarı gelmiyor. Bizde telefondan sakınabilsek fena olmayacak
-
Ah şu telefon sakınabilsek neler başarabileceğiz.
-
Ne için vazgeçtin ? Sorusuna cevap olmuş. Keyifle okunan güzel bir makale. Emeğinize sağlık:))
-
-
Hayat düğünlerine göre değil, davranışlarına geri bildirim verir.👆
-
Bazı şeyleri başarmak için
Yapmayı çok sevdiğimiz aktivitelerden uzak durmamız gerekiyor. -
kişi yarını için bugünden daha konforlu yaşayabilmesi için başkalarının tecrübelerini dikkate almalı ve yapacağı işleri kararlılıkla devam etmeli.azim ve kararlılık mutlaka başarı getirecektir.
Anne ise hayatın bütün yükünü sırtlamış ev yönetimi ve baba (reis) olmaması annneye daha ağır işyükü yüklemiş.bunlara rağmen çocuğa sevgi gösterip ve takip edildiği hissini elinden bırakmayarak yönetimi sessizce kendinde tutmaya çalışmaktadır. -
Metin, bir gencin tutkusu ile sorumluluğu arasındaki çatışmayı sade ama vurucu bir dille anlatıyor. Bilardoyu bırakıp derslerine odaklanma kararı, “kendine karşı kazanmak” kavramını tam karşılıyor. En çarpıcı nokta ise son cümle: Telefonu da bilardo sopasının yanına koymak istemesi, asıl mücadelenin sadece oyundan değil, tüm dikkat dağıtıcılardan uzak durmak olduğunu gösteriyor.
-
Amaçlarımız için bazı şeylerden vazgeçmemizi hatırlatan güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık
Bir yanıt yazın