Her çocuk hayata aynı kapıdan girmez. Kimisi anahtarı çevirir, kimisi kapıyı iterek açar, kimisi de kapının önünde bekler. Aynı evde büyüyen çocukların bile öğrenme yolu bambaşkadır. Benim çocuklarım da öyle; Mesela Ali’nin başında durup beklemek gerekirken. Zeynep tam tersine başında beklemene gerek yok, zihninde not eder ve sessizce uygular.
Farklı algılayıp, farklı aktarımlarda bulunurlar.
Çocuk yetiştirmek çoğu zaman sisli bir yolda araba kullanmaya benziyor. Farların aydınlattığı kadarını görüyorsun, gerisi belirsiz. Telefon ve tablet meselesi de bu sisin en koyu olduğu yer. Bazen ipi gevşetiyorum, çok fazla ekrana bakıyorlar. Bazen çok sıkıyorum bu sefer de canları sıkılıyor. Doğal olarak benim de canım sıkılıyor. Bir ara belirli saatlerde vermeyi denedim. Net olamadığım için bu yöntemde de dikiş tutturamadım. Uzun süren deneme yanılmalardan sonra gördüm ki çocuklar karşılarında net bir otorite görmek istiyor. Bazen fazla sıkıyorum, bu kez huzursuzluk artıyor. Saat koyuyorum, kurallar belirliyorum ama netlik yoksa sökülen dikiş gibi her şey tekrar açılıyor.
Uzun denemelerden sonra fark ettiğim şey şu oldu
Çocuklar sınırsızlığı değil, netliği istiyor. Tıpkı yüksek bir köprüden geçerken korkuluklara ihtiyaç duymak gibi. Korkuluk özgürlüğü kısıtlamaz; düşmeyi engeller. Net bir otorite de çocuk için tam olarak budur. Sınır çizildiğinde rahatlar; çünkü kendi kendini frenleyecek gücü henüz yoktur.
Her bağımlılıktan kurtulmada, otorite ve netlik büyük bir avantaj oluyor.
Aslında bu ihtiyaç sadece çocuklara ait değil. “Yapmak istemiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum.” Bu sözler birçok bağımlının aslında çevresine haykırmak istediği sessiz çığlıklardır. Bu ister küçük bir çocuk olsun ister koca insan. İster telefon bağımlısı olsun ister kumar bağımlısı…
Bağımlılığın olduğu konuda insan küçülür.
İşte tam bu noktada insana bir otorite gerekir. Yol ayrımında durup “buradan dönüyoruz” diyebilen biri. Direksiyon sende ama frene basmayı bilen bir yoldaş. Oysa otorite sanıldığı gibi sürekli emir veren biri değildir; ne zaman bekleyeceğini, ne zaman müdahale edeceğini bilen kişidir.

Bazılarımız için bu otorite annedir, bazılarımız için baba… Kimi için bir öğretmen, kimi için bir rehber. O kişi sana inanır. Sen de o inancı gördüğünde kendine inanmaya başlarsın. “Demek ki oluyormuş” dersin. Benden bu kadar net isteniyorsa, demek ki ben bunu yapabilirim.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey “özgürlük” değil; başında bekleyen biridir. Çünkü herkes bir gün tek başına yürür ama kimse yürümeyi yalnız öğrenmez…
Anne, başımda bekle… ta ki ben durmayı öğrenene kadar.
“ANNE BAŞIMDA BEKLE” için 2 yanıt
-
Yetiştirme sürecindeki otorite Çok güzel özetlemiş… olurken hayatımın içinde alıntılar buldum emeğinize sağlık:)
-
Gündem de uzmanların bu konularda bir çok yorumu var. Gerçekten ne yapmak lazım. İnsan doğruyu bilirse eğer sonuç alamasa da ısrarcı olabiliyor. Eğer gerçeği bilmiyor ise ne kadar yaptığı şeyin arkasında durabilir.
Tıpkı oyuncu yetiştiren antrenörler gibi.
Bir yanıt yazın