
Ofisin en erken geleni yine Kerem’di. Daha gün doğmadan bilgisayarını açmış, kahvesini bitirmiş, yapılacaklar listesini iki kez güncellemişti. Gözü sürekli camlı kapıdaydı. Çünkü o kapıdan giren kişi, sadece patron değil, aynı zamanda herkesin “Hakkı Bey” dediği adamdı.
Hakkı Bey, tam dokuzda geldi. İçeri girer girmez herkese tek tek selam verdi. Kimine “Nasılsın?”, kimine “Annen daha iyi mi?” diye sordu. Sanki bir şirketi değil de büyük bir aileyi yönetiyordu.
Kerem sabırsızdı. Hakkı Bey’in odasına girip çıkmak, kendini göstermek, bir an önce fark edilmek istiyordu. Öğlene doğru fırsatını buldu.
— Bir dakikanızı alabilir miyim? Dedi hızlıca.
Hakkı Bey gözlüğünü çıkarıp gülümsedi:
— Çoktan aldın. Gel bakalım.
Kerem oturdu ama konuşmaya başlarken sesi biraz sertti:
— Daha fazla sorumluluk almak istiyorum. Daha büyük projelerde yer almak. Hatta mümkünse liderlik etmek.
Hakkı Bey başını hafifçe eğdi:
— Güzel. Peki, neden?
Kerem hiç durmadı:
— Çünkü hazırım. Daha hızlı ilerlemek istiyorum. Beklemek istemiyorum.
Hakkı Bey bir süre sustu. Masasının köşesindeki küçük saksıyı eline aldı. İçinde yeni filizlenmiş bir bitki vardı.
— Bunu görüyor musun?
Kerem biraz şaşırdı:
— Evet…
— Geçen ay diktim, dedi Hakkı Bey. Her gün suluyorum. Ama ne kadar istersem isteyeyim, yarın ağaç olmayacak.
Kerem hafifçe gerildi:
— Ama ben bitki değilim ki, dedi.
Hakkı Bey güldü:
— Değilsin tabii. Ama büyümenin bazı kuralları değişmiyor.
Sonra saksıyı yerine bıraktı.
— Bak Kerem, dedi yumuşak bir sesle. Senin enerjin çok kıymetli. Ama liderlik sadece daha çok iş yapmak ya da daha hızlı koşmak değil.
Kerem kaşlarını çattı:
— Peki nedir?
Hakkı Bey arkasına yaslandı:
— Geçen hafta ekipten biri hatalı bir dosya gönderdi, dedi. Fark ettin mi?
Kerem hemen cevap verdi:
— Evet, ben düzelttim zaten.
— Biliyorum, dedi Hakkı Bey. Ama o kişi hatasını neden yaptığını kimseye anlatamadı. Çünkü herkes hızlıydı. Kimse durup dinlemedi.
Kerem sustu.
— Sen işi kurtardın, dedi Hakkı Bey. Ama insanı kaçırdın.
O cümle odada kaldı.
Hakkı Bey devam etti:
— Liderlik, sadece sonucu düzeltmek değil, insanların tekrar hata yapmayacağı bir ortam kurmaktır. Bazen hızını azaltman gerekir ki başkaları sana yetişebilsin.
Kerem ilk kez gözlerini kaçırdı:
— Peki, ne yapmalıyım? Diye sordu daha sakin bir sesle.
Hakkı Bey gülümsedi:
— Yarın sabah erken gelme, dedi.
Kerem şaşırdı:
— Ama ben hep…
— Biliyorum, dedi Hakkı Bey. Yarın biraz geç gel. Ve ilk iş olarak ekiple kahve iç. Hiç iş konuşma. Sadece dinle.
Kerem emin olamadı ama başını salladı.
Ertesi gün dediğini yaptı. İlk başta garip geldi. Ama insanlar konuşmaya başladıkça, daha önce fark etmediği şeyleri duymaya başladı. Kimin zorlandığını, kimin çekindiğini, kimin aslında çok iyi fikirleri olduğunu…
Bir hafta sonra Kerem yine Hakkı Bey’in odasındaydı. Bu sefer daha sakindi:
— Sanırım anlıyorum, dedi.
Hakkı Bey göz kırptı:
— Anlamak başlangıçtır, dedi. Uygulamak ise liderlik.
Kerem odadan çıktığında hâlâ hırslıydı. Ama dünkü düşüncelerinden farklıydı. Sadece tek başına yükselmek istemiyordu. Artık yanında başkalarının da yükselebileceği bir yol açmak istiyordu.
“OLMAK İÇİN ZAMAN GEREKİR” için 5 yanıt
-
Anlamak başlangıçtı,uygulamak ise liderlik … Bu sözü tutum:))
-
Bir şehirden başka bir şehre giderken de çok hızlı gittiğinde yoldaki güzellikleri göremiyorsun. Hızını biraz azaltıp yoldaki molaları çoğalttığında insan neler neler fark ediyor. Hele yoldakilerle de biraz muhabbet edince herkesin çok farklı öyküsü olduğunu görüyorsun. Hızlı giderkn çok şey kaybedebiliyoruz yani. Çocuk yetistirirken bile.
-
Liderlik böyle bir şey. Hep birlikte kalkınmak. Hem kendimi, hem arkadaşlarımı hemde işyerini birlikte yavaş ve emin adımlarla
-
Bazı şeyleri düşündürdü 😀😀 tebrikler kaleminize sağlık
-
Isi yapmak, başka yaptırmak başka,bunlara liderlik etmek bambaşka bir meziyet , anladığım kadarı ile burada çalışkan olmak ile lider olmak karşılaştırma yapılmış , veyahut lider olma yolunda bir çabayı yada hayatındaki hırsı ama benim düşüncem çalışma hayatında bireylerin başarısından ziyade ekip başarısı daha önemli iş hayatımızda her mesai arkadaşımız ile ekibiz gerçek başarı ekip ile gelen başarıdır
Bir yanıt yazın