Bahaneler ilginç şeylerdir.
İlk başta masum görünürler.
Bir fincan çay kadar hoş ve sıcak gelirler
İnsanı rahatlatırlar.
Yükünü hafifletmiş gibi hissettirirler.
Birazdan bitecekmiş gibi, gidecekmiş gibi olurlar.
Sonrasında ise gitmez; sessizce oracığa yerleşirler.
Ve zamanla evin sahibi olurlar.
Bugün “vaktim yok” dersin.
Yarın “şartlar uygun değildi” dersin.
Daha sonra “kimse destek olmadı” dersin.
Bir süre sonra suçluların ve bahanelerin listesi uzar.
Liste uzar da sonuç değişmez.
Çünkü bahaneler hareket üretmez.
Bahaneler sadece gerekçe üretir.
Her yol emek ister.
Kararlılık ister.
Sabır ister.
Konfordan vazgeçmeyi ister.

İşte bahaneler tam burada ortaya çıkar.
Yol ayrımında bekleyen satıcılar gibidirler.
Sana hep kolay olanı gösterirler.
Hemen eline tutuşturmak isterler.
Paketin altını, arkasını göstermezler.
Ama kolay olan her zaman doğru olan değildir.
Bahaneler yol kenarındaki banklar gibidir.
Oturması rahattır.
Fakat varış noktasına götürmez.
Aksine varış zamanını geciktirir.
Yürümeyen insan bekler.
Bekleyen insan gecikir.
Geciken insan ise suçlu arar.
Sorumluluk alınmazsa suçlama üretilir.
Başarısızlığın yükü ağır gelince,
Suçlama baston gibi kullanılır.
Yürürken destek alınır.
Her gittiğin yere götürülür.
Rahatlık gibi gözükse de aslında yürüyen kişiye yüktür.
İnsan baston ile rahatlamış gibi olur.
Ama rahatlamak başka bir şeydir;
İlerlemek daha başka bir şey.
Suçlamalar kısa süreli teselli sunar.
Sorumluluk ise kalıcı değişim sağlar.
Bu yüzden bir kural vardır:
“Hayra giden yolda bahanesi olanın,
İleride suçlaması da olur.”
Çünkü bahane, suçlamanın ilk durağıdır.
Suçlama ise gelişimin son durağıdır.
Son duraktan sonra yol ve yolculuk biter.
Suçlayan kişi de daha fazla ilerleyemez.
Liderler bunu iyi bilir.
Onlar bahaneleri büyütmez.
Sorumlulukları büyütür.
Engelleri inkâr etmezler.
Fakat engellerin arkasına saklanmazlar da.
Yağmuru durduramazlar.
Ama şemsiyeyi açarlar.
Rüzgârı susturamazlar.
Ama yelkeni ayarlarlar.
Çünkü hayat, bahane yarışması değildir.
Sorumluluk yolculuğudur.
Görevi üstlenme sürecidir.
Sorulması gereken soru:
“Kim engel oldu?” değil;
“Ben ne yapabilirim?” sorusudur.
Çoğu zaman dönüşüm burada başlar.
Sorumluluk alan insan önce kendini, sonra işlerini yönetir.
Sonra etkisini büyütür.
Kendisi de, işi de, çevresi de bu büyümeden payını alır.
Ve çoğu zaman başarı da,
Tam bu sorunun ardından gelir.
“BAHANELER HEP OLACAKTIR…” için 6 yanıt
-
İnsan problemsiz bir hayat ister ve bu problemleri de hayatında başkasını çözmesini ister ve bahaneler üretir aslında problem insanı geliştirmek için vardır hayat insana problem çıkartarak bir fırsat tanır önemli olan bu problemlerin benim yaptığım hatadan kaynaklı mı yoksa beni geliştiren hedefimle olan bağı mı bunu iyi belirlemem gerekir güzel bir yazı elinize sağlık
-
Şikayet eden bahane üreten sorunu çözemez. Ama yapmak istiyorum nasıl yapabilirim. Nerden başlamalıyım dersem sorunun yarısını çözmüş olursun. Niyet edilmiş şey çözülmeye yakın şeydir. Hareketi başlatmak önemli birde yarınından ümidin olmalı.
-
İnsan sorumluluktan kaçtıkca bahanesi çok oluyor. Bahane üretmek kolay mesele sorumluluklarımızı ne kadar sahipkendiğimiz.
-
Bir şeye başlamadan önce insan en olumsuz sonuçlarına onların getireceği yuklere razı başlarsa sonucun baskısı altında ezilmez.
Çünkü biz insan olarak aceleciyiz. Hemen sonuç almak isteriz. Hemen sonuç isteyince arada gelişen yükler taşınmak isteği olmuyor. -
İnsan bahane uydurdukça o konuda kendini ikna ediyor sanki. Yapmamasının nedeni kendisi değil dış dünya imiş gibi
-
Sorumluluk almak ismeyen insanın sığınağı bahane olur. Ya da başarısız olmasının sebebini başkalarında araması.
Bir yanıt yazın