KARAR ANI

Gözünü nereye çevirse sanki gök gürültüsü ile yağmur yağıyor gibiydi. Önce zifiri karanlık ardından geceyi gündüze çeviren bir ışık patlaması. Sonrasında ya bir gümbürtü ya da ıslık sesi gibi yanından geçen kurşunlar.

Daha önce silahla atış yapmıştı ancak hiç kendi hedef olmamıştı. Bu ıslık seslerini ilk duyduğunda yanındaki başçavuşa sordu. Aldığı cevap onu mevziiye biraz daha gömdü. Yüzüstü uzandığı alan tamamı ile çamur içerisindeydi. Bu nedenle hareket etmek normalden iki kat daha zordu. Başındaki kaskın tokasını biraz daha sıkıyordu düşecek korkusu ile. Tetiğe her bastığında çıkan patlama sesini hiç bu kadar gürültülü hayal etmemişti. Kurşunların nasıl sesi varsa kokusu da varmış meğer. Sanki birisi yanında bir avuç kibriti aynı anda yakmış gibi bir koku burnunu dolduruyordu.

Kendisi ile bir manga asker, pusuya düşmüş. Sesler her yönden geliyor: patlamalar, mermi sesleri, bağrışmalar. Kaos…

Aralarında en genç subay kendisi, henüz yirmili yaşlarının başında bir asteğmen. Kâğıt üstünde teorik olarak görmüştü böyle senaryoları ama gerçeğin bu olacağını hiç tahmin etmemişti. Deneyimli başçavuş yanında ama kararları alması gereken kişi o. Patlama sesleri kesildiği anlarda kalbi neredeyse ağzında atıyor ama sorumluluğu o alıyor. Korkuyor, evet.

Tam olarak ne yapacağını bilmiyor ama “ben yapamam” demiyor. “Nasıl çıkarırız?” diyor…

Liderlik Grubunu En Kısa Yoldan Hedefe Ulaştıran Kişidir.

Liderlik dendiğinde akla gelen ilk şeylerden biri “tecrübedir. “Önce deneyim kazanmalısın”, “çok şey görmüş olmalı”, “yaş işin içinde”. Bu doğru mudur? Kısmen.

Deneyim bir araçtır ama liderliğin özü değildir.

O asteğmenin deneyimi yok. Daha önce hiç gerçek çatışma yönetmemiş. Peki neden lider o?  Rütbesi ona yetki veriyor ama asıl belirleyici olan, o an sorumluluğu almasıdır. Deneyimli başçavuş ona şunu der aslında: “Karar senin, ben uygularım.”

Başçavuş alaylıdır birçok operasyon görmüş ve deneme yanılma yöntemi ile öğrenmiştir. Ama asteğmen operasyon görmese de teoride çok fazla deneyim öğrenmiştir, işte eğitim ve deneyim budur.

Deneyim mi, Sorumluluk mu?

Liderlik, sadece bilgi değil aynı zamanda deneyim ile birlikte karar alma cesareti ve sonuçları üstlenme iradesidir. Askeri hiyerarşide “komuta” ile “emir” arasındaki fark da budur, yani emir komuta zinciri. Biri emreder, diğeri sahiplenir ve verilen emri yerine getirir.

Bir şirkette genel müdür mesela, maaşı alıp ama her riski ekibine yıkmakla lider olabilir mi?

Bir takım kaptanı en iyi oyuncu olmayabilir ama maçın son saniyesinde topu istemekten korkmuyorsa liderdir.

Deneyim zamanla gelir. Sorumluluk ise bir seçimdir. Ve o seçim, pusu anında yapılır.

O asteğmen ne yaptı? Kaçmaya çalışmadı. Emir yağdırmadı. Üç şey yaptı:

Birincisi, hedefi netleştirdi. Kaos içinde herkesin kafası karışık. “Çıkacağız, şu yöne doğru.” Tek bir cümle. Hedef belli: sağ çıkmak, belirlenen istikamete ulaşmak. Liderin en temel işi belirsizliği azaltmaktır çünkü lider deneyimlidir.

İkincisi, kaynağı yönetti. Kim nerede, hangi silah, hangi mühimmat var? Kim daha iyi atış yapar, kim pusuyu fark eder? Deneyimi olmayan asteğmen, takımın yeteneklerini hızla tarar. Lider her şeyi bilmek zorunda değildir; kimin neyi bildiğini bilmek zorundadır.

Üçüncüsü, morali korudu. En kritik olan budur. Kendi korkusunu gösterir ama umudu da verir. “Ben sizinle beraberim. Çıkmak zorundayız, çıkacağız.” Bir lidere duyulan güven, onun mükemmel olmasından değil, terk etmeyeceğini bilmekten gelir.

Bu üç eylem hedefi netleştirmek, kaynak yönetmek ve morali korumak deneyim gerektirmez. Duruş ve sorumluluk ve net olmayı gerektirir.

Kendini hedefe koyan lider şöyle düşünür: “Bu pusudan nasıl kahraman çıkarım? Nasıl madalya alırım? Terfiimi nasıl etkiler?” Düşünce odağı kendidir. Bu durumda alınan kararlar hep odağı korumaya yönelik olur. Risk alınmaz, inisiyatif kısılır, hatta bazı askerler feda edilebilir.

Grubu hedefe koyan lider ise şöyle düşünür: “Kaç kişi sağ çıkar? Onları nasıl eve götürürüm?” Asteğmenin tek derdi budur. Kendi canı da tehlikededir, ancak önceliği mangasıdır.

Aradaki fark uçurumdur. Birinci tip lider, pozisyonunu korumaya çalışır. İkinci tip lider, sorumluluğunu yerine getirmeye. Birincisi kazanırsa bencilliğini, ikincisi kazanırsa herkes kazanır.

Tarih bunun örnekleriyle doludur. Çanakkale’de siperde askeriyle aynı kaderi paylaşan subaylar. Bugünün iş dünyasında, pandemide ekibini işten çıkarmak yerine maaşından feragat eden girişimciler. Ya da okul projesinde   başarısız olmaktan korkmayıp takımını motive eden öğrenci.

Bu liderlerin ortak yanı: Kendi çıkarlarını grubun hedefine feda edebilmeleridir.

Kendini Hedefe Koymak ile Grubu Hedefe Koymak Arasındaki Uçurum

O asteğmenin mangasını sağ çıkarıp çıkaramadığını bilmiyoruz. Belki çıkardı. Belki şehit oldu. Belki üç askerini kaybetti. Peki bu, onun lider olup olmadığını değiştirir mi?

Liderlik sonuçla değil, niyet ve eylemle ölçülür. Sorumluluğu aldığı an, o gece, o pusuda, o manga için o liderdi. Başarılı oldu diye lider olmadı, lider olduğu için başarma ihtimali doğdu.

Elbette sonuç önemlidir. Bir liderin görevi hedefe ulaşmaktır. Ama ulaşamadığında bile, sorumluluğu alıp almadığı ortadadır. Dünyanın en büyük şirketlerini kuran girişimcilerin çoğu ilk teşebbüslerinde başarısız oldu. Ama sorumluluğu alıp “ben yaptım, ben öğrendim, yine denerim” dediler. İşte liderlik burada başlar.

Peki Ya Sonuç? Sonuç Liderliği Belirler mi?

Biz O Asteğmen Olabiliyor muyuz?

Bu asteğmenin adını bilmiyoruz. Madalya almamış olabilir. Raporlarda bir dipnot olarak geçiyordur belki. Ama o gece, pusuda, o manga için o liderdi. Çünkü kendi canından önce onların hedefine ulaşmasını istedi.

Şimdi kendimize soralım.  Kendi işinizde, okul projenizde, ailenizde, takımınızda o asteğmen olabiliyor musunuz?

Sorumluluğu alıyor musunuz, yoksa “deneyimim yok, yetkim yok, bilgim yok” diye bekliyor muyuz?

Liderlik bir rütbe değildir. Bir pozisyon değildir. Bir yaş değildir. Bir duruştur. Ve bu duruş, en zor anda “ben yaparım, ben sorumluyum, ben sizinleyim” diyebilmektir.

Unutmayalım, Pusuyu görmeyen lider olabilir. Pusuya düşüp sorumluluk almayan sadece bir yolcudur. Ama pusuya düşüp “nasıl çıkarız?” diyen kişi liderdir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner