Masallarla büyüyen zihinler, gerçekle uyanan nesiller
Bir varmış bir yokmuş. Her soruya cevap veren bir yapay zekâ varmış. Her masalın bir kahramanı, her kahramanın da onu modelleyen bir anlatıcısı varmış. Modeller çoğaldıkça çoğalmış; masalı dinleyenlerin gözleri açık kalmış ama zihinleri birer birer uykuya dalmış. Onlar sabah olunca değil, gerçekle buluşunca uyanırmış.

Masallarla büyüyeni gerçekle ikna etmek zormuş. Çünkü masallar büyütmez, büyülermiş.
İnsanın fiziksel olarak büyümesi için beslenmesi yeterli olabilir. Küçük bir bebek için anne sütü ne kadar önemliyse, aldığı ilgi ve sevgi de o derece kıymetlidir. Peki ya bir insanı yetiştirmek için ne yapmalıyız? Her insanın fiziksel olduğu kadar zihinsel besinlere de ihtiyacı vardır. Bir bebeği adeta bir bellek gibi düşünebiliriz. Onun zihnine neler yüklediğimizin ne kadar farkındayız?
Sevgi, merhamet, adalet, cesaret… Bunlar zihinsel gelişimin temel besinleridir. Bir çocuğa bunlar ne zaman, kim tarafından ve nasıl verilmelidir? Doğru zaman neye göre belirlenir? Fiziksel besinleri marketten, manavdan ya da pazardan alabiliriz; fakat zihinsel besinleri raftan seçip torbaya koyamayız. Taşınamaz, satın alınamaz. Nasıl ki zararlı gıdalardan sakınıp iyisini seçmeye özen gösteriyorsak, zihinsel besinlerde de aynı dikkati göstermek zorundayız.
Üstelik çağın en etkili algoritmalarıyla karşı karşıyayız. Hepimiz sevdiğimizi sakınırız; fakat sakınamadığımız şeylerin faturası daha ağır olur. Bu yüzden çocukluk dönemi, yalnızca kritik değil, aynı zamanda doğru yönetilmesi gereken bir gelişim evresidir. Atalarımızın “Ağaç yaşken eğilir” sözü bugün hâlâ geçerliliğini koruyor. Geçmişten gelen bu gerçek bu kadar yakınken, biz gerçeğe ne kadar yakınız?
Şehir, plaza ve trafik arasında sıkışan hayatlarımız; doğa yerine AVM’lerde geçirilen zamanlar… Acaba bir satırlık o kadim öğüdün bir ömre etkisini unutturmuş olabilir mi?
Çocuklarımızın ne yediğini önemsediğimiz kadar ne izlediğini de önemsiyor muyuz? Kendi elimizde tuttuğumuz telefonlarda saatlerimizi kaybederken, onlara yeterince zaman ayırabiliyor muyuz? Yoksa sosyal medya, yeniçağ masallarıyla çocuklarımızı büyüten görünmez bir ebeveyne mi dönüşüyor?
Düşünelim: Kendini koruyamadığı bir cihazdan, insan çocuğunu nasıl koruyacak? Dijital masalların içinde büyüyen çocuklar, gerçek kahramanları nerede tanıyacak? Çizgi filmler, oyunlar ve ekran karakterleri; babanın, öğretmenin ya da gerçek rol modellerin yerini almaya başlamış olabilir mi?
Bugün birçok çocuk kahramanını ekranda buluyor. Giyiminden saçına, tavrından konuşmasına kadar onları model alıyor. Oysa düşünerek üreten bir varlığı, düşünemez hâle getiren şey de yine kontrolsüz görsel medya olabilir.
Peki, ne yapmalı? Nereden başlamalı?
Cevap basit ama güçlü: Önce kendimizden başlamalıyız. Nasıl ki telefonları, araçları, sistemleri güncelliyoruz; insan da kendini güncelleyebilir. Çünkü çocuklar söylenene değil, yapılana bakar. Sizin normalleştirdiğiniz şeyler, onların sınırlarını belirler.

Teknoloji çağımızın kaçınılmaz gerçeği. Ancak bu gerçek, zihinsel bir destek mi olacak yoksa zihnin zehri mi, buna biz karar vereceğiz.
Gerçek kahramanı duymayan, görmeyen ve hissetmeyen çocukları masallarla uyutmaya devam mı edeceğiz; yoksa onları gerçeklerle buluşturmak için sorumluluk mu alacağız?
Belki de şimdi, ailece ne izlediğimizi ve neyi örnek aldığımızı yeniden gözden geçirmenin tam zamanıdır.
“Uyusunda Büyüsün” için 3 yanıt
-
Hayal gücüne ihtiyaç var elbette. Masallar ile beslenir çocuk uyumadan önce . Hayata geçirmediğin her hayal sana bir yük. Gerçekleştirilebilen hayallerin olması gerekir.
-
Keşke insanı da telefonda olduğu gibi otomatik güncelleme gelse…. “10.8.1 güncellemen yüklemeye hazır” gibi.
Ne güzel olurdu değil mi bizim uğraşmadığımız, en güzeli ve en doğrusunun sürekli bize yüklendiği…
Yükleniyor olmasın!
Laaaan 🙂
Evet 🙂 zaten yükleniyorki..
Her sabah uyandığımda yüklenmiş halde bulduğum en iyi versiyonum konusunda farkındalık yataran bu yazyı yazana teşekkür ediyorum… -
Çocukların sadece fiziksel değil zihinsel olarak da doğru şekilde beslenmesi gereklidir. Günümüzde dijital içeriklerin ve “yeni çağ masallarının” çocukların düşünce dünyasını etkileyerek onları gerçeklerden uzaklaştırır.
Ailelerin, çocukların ne izlediğine ve kimleri örnek aldığına dikkat etmesi gerektiği, çünkü çocukların söylenenden çok yapılanı model aldığı ifade edilir.
Sonuç olarak yazı, teknolojiyi bilinçli kullanarak çocukları gerçek değerlerle yetiştirme sorumluluğunun önce bireyin kendisinden başlamak ile olacağı anlatılır.
Bir yanıt yazın